2405Thu2018

Son Guncelleme11:34:58

Cuma, 05 Ağustos 2011 06:44

DONUMU ÇÖZ MÜDÜR

Yazan  Mustafa ÜÇÜNCÜ

Rahmetli Arap Ali'nin Mustafa (Ağa) derdi ki; "Pırasanın başına divan duruyorum, bir de ağalık belasını sardılar başıma" Benim müdürlükte öyle. 1975 yılının Ağustos ayı. Okulların açılmasına bir ay var. O yıl öğretmen okulu son sınıfa gideceğim. Rahmetli Kula Rüstem ile Arsin'in bir köyüne fındık toplamaya gittik. 20-30 kişi rahmetli Kafuğun Bilal'in otobüsüne binerek köye vardık. Otobüsten inen eşyasını alarak kalacak olduğumuz eve koşarak gitti. Çünkü yatacak yer tutulacak, ifteriden yatak hazırlanacak. Benim sırtımdan İspanyol paça beyaz bir pantol, kısa kol gömlek, ayağımda spor ayakkabı, gözümde güneş gözlüğü, elimde teyip ve eşyalarım yavaş yavaş eve doğru gidiyorum. Teypte Aliye Akkılıç söylüyor: "Pencereden kar geliyor, Aman Alım Gurbet bana zor geliyor. Sevdiğimi eller almış, Aman Alim O da bana ar gliyor." Derken kalacağımız eve girdim. Tuğlası örülmüş. kapı, çerçevesi olmayan bir ev. Herkes yerini tutmuş, ifteri toplamaya gitti. Bizim Celal, mal sahibinin oğlu ile konuşuyor. Beni görünce alaylıbir tavırla" Hoş geldin müdür" dedi. Mal sahibinin oğlu da  aynı şekilde karşıladı. Böylece öğretmen olmadan müdür oldum. Daha sonra Kaban'da müdür olunca oradaki bir bir yörenin adı ile "Zifinluk Müdürü" olarak çağrılmaya başlandım. Akçaköy'e tayin olunca "Kalenin Müdürü" oldum. Velhasıl müdürlük devam etti gidiyor. Bebek katillerine "Sayın" vatana ihanet edenlere "Bey" üç dinini savunananlara "Efendi" diye hitap edilen bir ülkede ne sayın, ne bey ne de efendi olabildim. Ama olsun, gam yemiyorum, bana da bir şekilde hitap edenler oldu.

Bir gün odamda (Md. Yrd) oturuyorum. Teneffüs zili çaldı. Kapıdan öğrencileri gözetliyorum. Beray TOPALOĞLU elleri kemerinde içeri daldı. Telaşlı bir şekilde "Donumu çöz müdür" dedi. -Ne oldun Berkay, dedim. -Çabuk işiycuğum, dedi. Kemerini çözer çözmez tuvalete koştu. Nöbetçi öğrenciyi arkasından gönderdim. Tuvaletten çıkınca kemerini bağladı. İşini gören Berkay kapıya kadar gelerek -Sağol müdür, dedi. Öğretmenler odasına geçerek olanları arkadaşlara anlattım, kahkahalarla gülüştük.

Şimdi düşünüyorum. Bebek katili olan bir sayın, vatana ihanet eden bir bey veya üç dini savunan bir efendi mi olmak daha iyi yoksa -"Donumu çöz" denecek kadar öğrencisine güven veren bir öğretmen mi? Galiba sonuncusu daha iyi.  

Bu milletin çocuklarını vatana ve millete hayırlıbirer vatandaş olarak yetiştirmeye çalıştığım, devletin bir toplu iğnesine bile ihanet etmediğim, sadece İslamı savunup yaşamaya çalıştığım için şükretmelim. Yoksa belirttiğim, sayın, bey ve efendilerden olaydım halim nice olurdu. Şükürler olsun YARABBİM.... 


Mustafa ÜÇÜNCÜ

Mustafa ÜÇÜNCÜ

E-posta: Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir
Bu kategorideki diğerleri: RAMAZAN MANİSİ »

2 yorumlar

  • Yorum Bağlantısı Kemal Üçüncü Cumartesi, 06 Ağustos 2011 23:33 yazan Kemal Üçüncü

    Sevgili (Sayın değil) Müdürüm,
    Kendi donunu çözemeyen çokça müdür varken, sen öğrencilerini eğittin ve pratikte rahatlamalarını da sağladın. Tabi ki kötü bir şey yapmadın.
    Gereğini yaptın, eminim yine yaparsın.
    Ayrıca, yazının akıcılığının güzel olduğunu belirtmek isterim.
    Eline, diline, gönlüne sağlık.
    Sevgi ve saygılarımla.

  • Yorum Bağlantısı Yusuf BEŞİROĞLU Cumartesi, 06 Ağustos 2011 19:48 yazan Yusuf BEŞİROĞLU

    sayın müdürüm insan düşündüklerini bundan daha iyi ifade edemez galiba ve bu kadar doğal bir konuşmadan ders alabilenler olur ümidiyle. peygambersiz bir din icat edilmeye çalışılıyor ve buna destek verenleri görünce şu soruyu sormadan edemiyorum: ülkemizin % kaçı müslüman???

Yorum yazmak için üye girişi yapınız