2405Thu2018

Son Guncelleme11:38:07

Cumartesi, 09 Mayıs 2015 22:46

ENERJİ EKONOMİSİ: PETROL – NÜKLEER ENERJİ VE GÜNEŞ ENERJİSİ

Yazan  Kemal ÜÇÜNCÜ

Enerji, malzeme ile birlikte teknolojinin en temel ayaklarından biridir. Bir ülke refahı yakalamak istiyorsa, üretim kaçınılmaz bir gerekliliktir. Bunun için, makine, malzeme ve işgücü gibi temel üretim kaynaklarına ihtiyaç vardır. Bir de bunları koordine edecek beyine..

Bunlardan makinanın temini sermaye gerektirir. Sermaye için de üretim gerekir: yani bir kısır döngüdür bu. Ancak, üretkenlik de ancak bu yolla gerçekleşir.

Üretim için yetişmiş insan gücüne ihtiyaç vardır. Bunun için ülkemizde gerekli eğitim yapılıyor olmakla birlikte, hedef odaklı değildir. Ancak, istenirse bu sorun orta vadede çözülebilir.

Üretim arttıkça enerji tüketimi de artar. Daha önemlisi, enerji tüketimindeki etkinliğin düzeyidir.

Ülkemiz hammadde kaynakları bakımından, özellikle enerji kaynakları bakımından zengin sayılmaz. Tüketilen 26 milyon ton petrolün ortalama 19.5 milyon tonunu ham petrol olarak, 4.5 milyon tonunu da akaryakıt ve ara ürün ithalatı olmak üzere toplam 24 milyon ton petrolü dış alımla karşılıyoruz. Ülkemizde üretilen petrol miktarı 2.3 milyon ton civarında.

Rafinasyondan geçirilen petrolün 5.603 tonunu (benzin, fuel-oil, motorin, vb. ürünler) ihraç ediyoruz.

Ham petrol fiyatı halen 60 dolar/varil, yani 1.02 TL/litre (1 varil 159.5 litre, 1 dolar 2.70 TL).

Benzin maliyeti: Rafineri fiyatı + Toptancı marjı + Gelir payı + ÖTV (2.1765 TL/litre) +  EPDK + KDV%18 şeklinde belirleniyor.

Halen Türkiye’de pompa fiyatları:

Benzin                         : 4.75 TL/litre

Motorin                       : 4.09 TL

Tabi ülke içindeki tüketim için bir hesap yöntemi bu: Türkiye’de üretilen benzinin hemen yarısı ihraç ediliyor; yaklaşık 1.60 TL/litre fiyatla.

Benzinin yoğunluğu ortalama 0.735 kg/litre, motorin 0.820 kg/litre olup, ihraç edilen toplam yakıt miktarı yaklaşık (yıllara göre değişir) 7.200.000.000 litre’dir. Toplam ihracat geliri de yaklaşık (7.200.000.000 litre x 1.60 TL/litre) 11,520 milyar TL’dir.

Sözkonusu yakıt Türkiye’de pazarlanabilseydi toplam satış geliri yaklaşık 31,860 milyar TL olacaktı.

Döviz ödeyerek aldığımız yakıtı tekrar döviz kazanmak uğuruna çokça ucuza ihraç etmek ekonominin ilkeleri ile ne derece uyumludur?

İhraç edilen benzinin Türkiye’de tüketilebilirlik imkanı var mı?

Benzin daha ucuza yurt içinde kullanılabilir mi?

Mazotun, Türkiye’de sadece çiftçiye 1.50 TL’ye satılamayacağı iddia edilirken, aynı fiyatla benzinin ihracı hakkında nasıl bir gerçeklik önerebilebilir?

Bu bir sorun mudur? Sorunsa, uluslararası anlaşma ve uygulamalarla daha ekonomik bir uygulama yolu bulunabilir mi?

**

Türkiye’nin elektrik enerjisi kurulu gücü (2015): 70.557,7 MW

Doğal gaz + LNG        : %31 (21.528.2 MW)

Hidrolik (Baraj)           : %24 (17.182,4 MW)

Kömür                         : %21 ( 14.650.9 MW)

Hidrolik (Akarsu)         : %10 (7.197,3 MW)

Termik (Diğer)            : %8  (5.777,1 MW)

Rüzgar                         : %5 (3.730,6 MW)

Jeotermal                     : %1 (427,4 MW)

Güneş                          : % 0 (63,9 MW)

Televizyonlarda “akkuyu nükleer” reklamı kamu spotunda. İlaç gibi, sağlık koruyucu misali..

“Akkuyu Nükleer Santrali kapsamında 'Akkuyu Nükleer Deniz Yapıları’nın temel atma töreni yapıldı. Cengiz İnşaat'ın üstlendiği projenin ihale bedeli de Rus yetkili tarafından açıklandı. 1 milyar 50 milyon dolarlık ihale için önce 900 milyon dolara daha sonra bu rakam 400 milyon dolara indirildi. Cengiz İnşaat dün akşam 55 milyon dolar daha indirim yaparak ihaleyi kazanan firma oldu (Hürriyet 14 Nisan 2015)”.

1 milyar 50 milyon TL’ye ihale edilen Akkuyu Nükleer Deniz Yapıları ihalesi bir hayırsever firma tarafından 345 milyon TL’ye alınıyor. Evet, maliyeti 1,050 milyar TL olarak projelendirilen Akkuyu Nükleer Deniz yapıları millet hayırseveri tarafından sadece üçte bir fiyatına 345 milyon TL’ye yapılacak!

Akkuyu Nükleer Güç Santralinin toplam yatırım büyüklüğü 20 milyar dolar (gazetelerden).

Santral 1200 MW’lık 4 üniteden oluşuyor: 4800 MW.

Diğer santrallerin (Kömür, petrol, doğal gaz, su, rüzgar) yatırım maliyetleri nükleer santrallerin çeyreğinden daha düşük. Ancak, nükleer santrallerin işletme giderleri daha düşük. Kaza riski hariç tutulursa nükleer santrallerin ciddi atık sorunları var. Son 40 yıllık atıklarının 5 m yükseklikte olmak üzere sadece 4 futbol sahasını kaplayacak büyüklükte olması küçümsense de neticede bu atıklar hala nükleer etkiye sahip.

Nükleer yakıtlar da dışa bağımlıdır.

Türkiye gibi sermaye sorunu yaşayan ülkeler için başlangıç yatırımlarının büyüklüğü değerlendirilmelidir:

Güneş enerjisi.

Bütün enerji kaynaklarının kökenidir ve mülkiyet bağımlılığı yoktur.

Dışa bağımlı değildir.

Temizdir.

Geliş düzeni sorunları vardır, ancak bu sorunlar maliyetin içerisinde değerlendirilebiliyor.

Ülkemiz güneş kuşağındadır.

Türkiye’de güneş ışınımı yıllık ortalaması 450-500 W/m2 dolayında, güneşlenme süresi 2640 saattir. Türkiye’de 1 m2 yüzeye gelen güneş ışınımı ortalaması 1300 kWh/ay kadardır. Güney bölgelerimiz kuzey bölgelerimize oranla %40 daha fazla güneş ışınımı alır.

Güneş enerjisinin elektrik enerjisine dönüşüm verimi %20’lere varmaktadır. Yeni çalışmalarda %50 verim elde edilebileceği şeklindedir.

Özetle aşağıdaki tabloda bazı birincil kaynaklarla elektrik üretimi için yatırım maliyetleri verilmiştir. Bu yatırımların her birinin işletme maliyetleri arasında farklar vardır. Sadece güneş enerjisinin işletme maliyetleri önemli sayılabilecek ek bir kaynak gerektirmez. Bu nedenle, yatırım maliyetleri nükleer güç santrali yatırımlarından biraz fazla olsa da daha kısa sürede kendilerini amorti edebilirler.

Bunun dışında güneş enerjisi, tarımsal ürünler ve kereste kurutma, sıcak su eldesi gibi sadece ısı enerjisi olarak kullanıldığı alanlarda çok daha ekonomiktir.

 

Santral Birim Yatırım Tutarları

Birincil Kaynak

Birim Maliyeti (dolar/kW)

1000 MW Santral Maliyeti (dolar)

Kömür

750

750.000.000

Petrol

650

650.000.000

Doğalgaz

650

650.000.000

Hidrolik

1.000

1.000.000.000

Rüzgar v.d

1.000

1.000.000.000

Akkuyu nükleer*

4.167

4.167.000.000

Güneş enerjisi

4500

4.500.000.000

 

Türkiye, enerji politikasını enerji çeşitliliği üzerine yoğunlaştırırken güneş enerjisini unutmamalıdır. 2023 hedefleri içinde olmasa da bundan sonraki onlu yıllarda güneş enerjisi çok daha önemli olacaktır. Bu alanda geleceğe dönük projeler tasarlanmalı ve gerekli hazırlıklar mutlaka yapılmalıdır.

Yenilenebilir kaynaklardan rüzgar enerjisinin önemi de yadsınamaz ama, güneş enerjisinin ihmal edilmesi gelecek dönemde sadece Türkiye’yi değil, bütün dünyayı bir pişmanlık ortamına itebilecektir.

**

%1.1 olan sanayi üretimi geçen yılın aynı ayına göre Mart ayında %4,7 arttı. Nisan ayında kapasite kullanım oranı %74,1 oldu.

Ocak 2015 ayı işsizlik oranı: %11,3 (3.259.000 kişi)

Ocak 2014 ayı tarım dışı işsizlik oranı: %13,4

Ocak 2014 ayı genç nüfus işsizlik oranı: %17,7

2014 yılı dış ticaret açığı           : 84,574 milyon dolar (228.350.000.000 TL; Bunun 30 milyar dolarlık kısmını turizm gelirleri ile karşılıyoruz)

2014 yılı bütçe açığı                 : 22,7 milyar TL

2014 yılı büyüme oranı : % 3

Dış borç stoku             : 396,8 milyar dolar (1 katrilyon 71 milyar TL)

İç borç stoku               : 461 milyar TL

Toplam borç stoku       : 1,532 katrilyon TL

Bütçe 2014                  : 436,4 milyar TL

Borç yükü/Bütçe oranı: 3,51

Döviz / Altın Kuru (8 Mayıs):

2015 yılı:

Dolar kuru                   : 2.70 TL/dolar

Euro kuru                    : 3.02 TL/Euro

Altın                            : 103 TL/g

2014 yılı:

Dolar kuru                   : 2.07 TL/dolar

Euro kuru                    : 2.89 TL/Euro

Altın                            : 84 TL/g

Dış ticarette dolarla alım, Euro ile satış yapıyoruz. Doların yükselmesi dış ticaret açığını artırır, enflasyonu azdırır.

Sonuçta, her şey düzgün, istediğimiz gibi, geleceğimizi garanti eden bir gelişim içerisinde yürüyorsa aynı şekilde devam; aynı tas aynı hamam.

Aksine, günlük yaşamımızın daha düzgün ve sağlıklı olması gibi geleceğe yönelik endişelerimiz varsa (!), özde üretime yönelmeliyiz. Buna, 50 milyar doları aşan enerji dış alımımızın azaltılması maksadıyla öze dönülmesi için gerekli proseslerin hazırlanması ile başlayabiliriz.

İşte GÜNEŞ ENERJİSİ.

Sadece enerji politikası değil; eğitim, sağlık, güvenlik, hukuk, tarım, sanayi vb. politikalarının da –siyasetten bağımsız- oluşturulması gerekmektedir.

 

Kemal ÜÇÜNCÜ

Yrd.Doç.Dr.-Mak.Y.Müh.

Ekonomist


Kemal ÜÇÜNCÜ

Kemal ÜÇÜNCÜ

AKÇAKÖY MAHALLESİ

E-posta: Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir
Bu kategorideki diğerleri: « ANNE SEVGİDİR SEÇMEK »
Yorum yazmak için üye girişi yapınız