1908Sat2017

Son Guncelleme09:52:33

Harmancık

 

   Harmancık (küçük harman, düzlük), Akçaköy'ün 100 m yükseğinde, 2.5 km uzağında, deniz man­zaralı, geniş görüş açılı, çimenli bir alan ve çev­resi kızılağaç, yaban gülü (komar, zifin) ile örtü­lü, dinlendirici bir ortamdır. Harmancık, yöre insan­ları ile üç değişik amaçla buluşuyordu;

1- Harmancık, en yoğun biçimde insanlarını 6 Mayıs Hıdrellez günleri ağırlardı. O gün, gencin­den yaşlısına, erkeğinden kadınına herkesin ika­metgahı Harmancık idi. En gözde eğlencelerinden biri soğan kabuğu ya da "maniya" denen duman isinde pişirilerek kızartılan yumurtaların dövüştürülmesiydi. Yıllardır Harmancıkla Hıdrellez kutla­maları yapılmaz. Sanki, insanlarının artık Hızır'a ihtiyaçları kalmamış. Oysa onlarca yıldır, Har­mancık Hıdrellezi birlikte kutladığı insanlarını bekliyor.

2- Harmancık, gençlerin futbol sahasıydı. Her gencin Harmancıkla top oynamaya gidişi, günde­lik işlerin belki de en arzulananıydı. Beldeden Harmancığa gidiş çok süratli olur, yolda geçen zaman atıl kalmış sayılırdı. Gençler için, mahalle maçları, hırsın ve azmin genleştiği, dostlukların kurulduğu, üzerinde ince tartışmaların yapıldığı faaliyetlerin belki de en başında geleniydi. Za­man zaman, "delikanlıca" tartışmalar olmuyor de­ğildi. Ama, bu tartışmalar faaliyet dönüşü bitmiş olurdu. Doğrusu gençler, her hareketin dozajını çok iyi ayarlardı. Ama yıllardır o gençler Harmancığa, Harman­cık da o gençlere hasrettir. O gençler şimdinin olgun insanları. Harmancık bunun farkında mı bi­linmez.

3- Harmancık belde sakinlerinin merada otlat­tığı hayvanları ile mola verdiği bir buluşma yeriydi. İnekler, ormanlık atandan Harmancığa, san­ki Harmancığın oyun sahası olduğunu onlar da biliyorlar gibi, koşuşturma ile girerler, yorulunca otlamaya başlarlardı. İnekleri bekleyen genç kız­lar bir kenarda oturup dantellerini örerdi. Genç erkekler ise, hayvanları Harmancığın kenarında tutup, kendileri top oynarlardı. Şimdi genç kızlar, erkekler artık Harmancıkla hayvanlarını otlatmı­yor. Doğrusu Harmancık sanki unutulmuş gibi.

    Akçaköy Kültür - Dayanışma ve Kalkındırma Derneği, Harmancığın anılarının özlemini çekme­sinin, dayanışma hedefinin gerçekleştirilmesine önemli katkı sağlayacağına inanmıştır. Bu düşün­celerle, Akçaköy Kültür - Dayanışma ve Kalkın­dırma Derneği, Akçaköy Belediyesinin de katkıla­rı ite 4 Ağustos 2002 tarihinde ilkini organize et­tiği "Akçaköy Harmancık Şenlikleri" ile Harman­cık ve yöre insanını; ineklerini otlatıp dantel ören genç kızlarını, futbol oynayan gençlerini, genç -yaşlı Hıdrellez kutlayanlarını ve dahası Akça­köy'lülerle konuklarını buluşturdu.Bu buluşma muhteşemdi. Gerçi, Harmancık insanla­rını bıraktığı gibi bulmamıştı. Hem aradığı ve bu­lamadığı insanları da vardı. Yine de sevinci her halinden belliydi.

Kaynak: Akçaköy Kültür-Dayanışma va Kalkındırma Derneği,Akçaköy Dergisi Yazan: Yrd. Doç. Dr. KEMAL ÜÇÜNCÜ

Akçaköy Belediyesi

    Akçaköy belediyesi 1959 yılında yapılan bir referandumla Ovacık, Yeşilyurt, ve Pınarbaşı mahallelerine ayrılarak belediye olmuştur.1998 yılında Dumankaya Köyü yapılan referandumla mahalle olarak belediyemize bağlanmış ve beldemiz dört mahalle muhtarlığına sahip olmuştur. 2009 yılı yerel seçimlerinde Belediye başkanlığına Sultan  MEMİŞ seçilmiştir. Belediye binası beldemizde Değirmenönü denen yerde 2008 yılında faaliyete geçen yeni binasında hizmet vermektedir.

AKÇAKÖY'ÜN BELEDİYE OLUŞU

   "İle" Köyü'nün(Akçaköy'ün) 1959 yılında belediye olabilmesi için yeterli nüfusa sahip olması ve referandum yapılması gerekliydi. Referandum ve sayımdan çıkan sonuç ile köy 3 bin 100 kişi ile "Belde Belediyesi" olma hakkını kazanmıştır.

   Bunun üzerine 21.2.1960 yılında yapılan ara yerel seçimlerde meclis üyeliğine; Bilal Yıldırım, Ahmet Memiş, Hüseyin Kazaz, Mehmet Yazıcı, Ahmet Memiş, Temel Uzun, Ahmet Özdemir, İsmail Uzun, İbrahim Bulut, Mehmet Özdemir ve İsmail Uzun seçilmiştir.

   Belediye binası gerektiğinden köyün ortası kabul edilen o dönemlerde halen "Değirmen önü" denen yerde bulunan Yakup Memiş'in evi belediye olarak kiralanmıştır. 21 şubat 1960'da yapılan kısmı yerel seçimlerden sonra ilk belediye başkanı olarak encümence resmen İsmail Uzun 29.2.1960 yılında seçilmiştir. Başkan 1.3.1960 yılında resmen göreve başladı. Belediye encümeni köyün mahallelere ayrılması yönünde karar almış olup; belediye Pınarbaşı, Yeşilyurt ve Ovacık Mahalle'lerine ayrılmıştır.

    Ordunun 27 Mayıs 1960 yılında sivil yönetime el koyması sonunda encümen tarafından belediye başkanı seçilmiş olan İsmail Uzun'un belediye başkanlığı görevine son verildi. İsmail Uzun'dan boşalan belediye başkanlığına bu kez Öğretmen Abdurrahman Yazıcı vekaleten atandı. Kirada olan Akçaköy Belediyesi daha sonra kendine ait yeni bir belediye binası yaptırarak bu binaya taşındı. Bu binalar sonradan ortaokul ve liseye bedelsiz verildi. Daha sonra ek binalar yapıldı. 1998 yılında belediye binası karayolları tarafından istimlak edilmiştir. 2004 yılı seçimlerinde göreve gelen Feri ÖZTÜRK zamanında  yeni bina yapılarak 2008 yılında hizmete sokuldu.

Kaynak: Akçaköy Tarihi , Nejat Uzun

 

 

 

BELEDİYE BAŞKANIMIZ

 Sultan Memiş

Sultan MEMİŞ

Birlik Meclis Üyeligine Seçilen Belediye Meclis Üyeleri

  1. Süleyman BULUT
  2. Nihat ÜÇÜNCÜ
  3. Harun KAZAZ
  4. Sabri MUHCU
  5. Hüseyin YILMAZ
  6. Mustafa ÖZMEN
  7. Turgut ÖZMEN
  8. Serafettin USTA
  9. Fethi UZUN

 

 alt


Belediyemizin Ulaşım Bilgileri

E-Posta : Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir , Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir
Telefon : (462) 243 30 13
Faks : (462) 243 30 31




 

Akçaköy Kültür Dayanışma ve Kalkındırma Derneği

Derneğimizin;
 
Adresi;

Hızırbey M. Maraş Cad. No:270 Öğretmen İşhanı Kat:4 Merkez Trabzon

Telefon; 04622306536

Banka Hesabı:

Türkiye Halk Bankası A.Ş. 771-Trabzon Şubesi Hesap No: 771-16000046

 
DERNEK KURULUŞU
 
   Akçaköy Beldesi bugün Belediye organizas­yonu, İlköğretim Okulu, Lisesi, Karayolları ağı ve diğer alt ve üst yapı tesisleri ile önemli bir yerleşim merkezi olma yolunda önemli adım­lar atmıştır. Fakat, yurdumuz genelinde ve hat­ta dünyanın çoğu coğrafyasında olduğu gibi insanlarımız henüz istenen hayat standardını yakalamış değillerdir. Akçaköy'ün başta genç­lik olmak üzere çözülmesi gereken önemli so­runları vardır.Sorunların çözümünde izlenecek en etkin yol uygun organizasyonların oluşturulmasıdır. İyi takımlar, yani ekipler kurulmalıdır. Her fa­aliyet için oluşturulacak takım bir futbol takı­mı gibi uyumlu ve işbirliği içerisinde olmalı­dır. "Uyumlu ekipler"; başarılı olurlar ve hoş görüntü sergilerler.
 
   Örgütlenmeler, organizasyonu kolaylaştıran faaliyetlerdir. Gelişmiş top­lumlarda Örgütlenmedeki gelişimin en önemli nedeni budur.Dünyanın tarihi gelişimi izlenirse, özellikle geçirmiş olduğu son iki büyük dünya savaşın­dan sonra sorunların çözümünün savaşla mümkün olamayacağı inancı gelişmiş, bu dü­şüncelerle İkinci Dünya Savaşından sonra ulus­lar arası organizasyonlar oluşturulmaya başlan­mıştır. Bu gelişmeler bize sorunların çözümün­de güç birliğinin önemli ve öncelikli bir an­lam taşıdığını göstermektedir. Bu olguyu "Bir elin nesi var. iki elin sesi var" atasözümüz güçlendirmektedir.
 
   "Akçaabat Akçaköy Kültür - Dayanışma ve Kalkındırma Derneği" bu düşüncelerle 12.03.1999 tarihinde 61-14-180 Kütük No'su ile Trabzon merkezde kurulmuştur. Kurucuları; Fehmi ŞAHİN,Hasan UZUN,Hikmet YAZICI, Nevzat YILMAZ, Ali Kemal UZUN, Atilla ÖZMEN. Derneğin Amacı: "Akçaköy beldesinin kültü­rel yapısını geliştirmek, bunun için gerekli da­yanışmayı sağlamak ve etkinliklerde bulunmaktır.

Derneğimizin Resmi Web Sitesi : www.akcakoydernegi.com
 
Kaynak : Yrd. Doç. Dr. Kemal Üçüncü

İdari Harita

İdari Harita

Bizim Akçaköy'de

 

   İnsanlarımız imalı konuşmayı çok severler. Bazıları buna "yiğneli konuşma" da derler. Birçoğu bu tarzı sanat olarak benimser. İki yaşlı kafadar, çay ocağının güveli tahta selinde çaylarını yudumlarken Yusuf, Hasan'a sorar: "Ula Hasan, duydum ki hacca gidecesın., asli var midır?" Hasan, kaşlarını kaldırarak konuşur: " Allah kısmet edersa öyle bi niyetim var ama sanki imali koniştın. Yoksa benden haci olmaz mi dersın?" diye sorar. Gevrek gevrek cevap veren Yusuf: " Ula Hasan, haşindi ayıp edeysın! Senden niye haci olmasın? Benim merak ettuğum, aitmiş yılluk arkadaşını nasıl taşlayacağındur" der.


  Evli erkekler eşlerini ifade ederken, genellikle "Bizim Ev Sahibi" derler. Sağlık Ocağında görevli İskenderunlu bir doktor vardı. Poliklinikten çıkıp, personel oda­sına giderken, salonda Bekçi Yaşar'ı görür ve: "Hayrola bekçi" der. Bekçi Yaşar da:" İyiluk Doktor Bey. ev sahibini doktora getirdim" di­ye cevap verir. Doktor: "Geçmiş olsun" der ve gider. Personel odasında aceleyle bir çay içtikten sonra tekrar polikliniğe dönmekte olan doktor, salonda Şoför Mehmet'i görünce, ona da aynı cümleyi sarfeder. Şoför Mehmet de: ' Ev sahibini doktora getirdim" der. Hastalarının muayene işini bitiren Doktor, tekrar personel odasına gelir. Masaya oturur oturmaz: "Arkadaşlar, bir şey dikkatimi çekti. Buranın kiracıları ne kadar iyi insanlardır" dedi. Personelden birisi: "Anlayamadık Doktor Bey, nereden icap etti" diye sordu. Doktor haklılığını ispat etmek için kendisine güvenen kişi edasıyla cevap verdi: "Yahu baksanıza, ev sahiplerini hep kiracıları doktora getiriyor."


   İnsanlarımız oldukça kanaatkar, şükürcü ve minnetsizdir. Bu durumu "Ben Allah'tan başkasına minnet etmem" sözüyle ifade ederler. Bizim Kör Neşet, Trabzon'a gitmek üzere dolmuşa biner. Henüz oturmadan elinde hazır tuttuğu parayı şoföre uzatır. Şoför fakir olduğunu düşündüğü Kör Neşet'ten para almak istemez. "Kalsın Neşet Aga" der. Birden hiddetlenen Kör Neşet, elindeki parayı şoförün kucağına fırlatarak, "Ula uşağum. al parayi deyirım! Beni bakamıyacak Allah yaratır miydi?" diye bağırır.


   Fındığın koçanına "zuluf". zuluftan çıkarılmış tane haline "gagala" derler. Kör Neşet gagala fındığını kurutmak üzere harmana serer. Cuma namazını kılmak üzere camiye gider. Tam da hoca Cumanın farzını kıldırırken dışarıda yağmur yağmaya başladığını fark edince namazı bozup camiden çıkar. Yolda koşa koşa giderken kendi kendine söylenir: "Uğlum Neşet! Senin kendi işin var iken, Alluh'un işilan ne işin var idi?"

Yazan: M. Adnan YAZİCİ ,Akçakoy Belediyesi Emekli Yazı İşleri Müdürü